Gümüşhane’de Gezilecek Turistlik Yerler

Gümüşhane’de Yaz ve kış aylarında mutlaka gezilmesi gereken turizm cenneti olan Gümüşhane’nin tarihi Turistlik yerlerini sizin için hazırladık.

Gümüşhane’de Gezilecek Turistlik Yerler

Gümüşhane’de Yaz ve kış aylarında  mutlaka gezilmesi gereken turizm cenneti olan Gümüşhane’nin tarihi Turistlik yerlerini sizin için  hazırladık.

Torul Cam Seyir Terası

Torul Cam Seyir Terası , Gümüşhane’nin bir ilçesidir. Torul Cam Seyir Terası ise Orta Çağ’da savunma ve gözetme amacı ile yapılan Torul Kalesi’ne yakın mesafededir. Torul Cam Terası, 240 metre yüksekliktedir. Ayrıca Karayoluna 2 km uzaklıktadır. Türkiye’de en yakın ve ulaşılabilir cam teraslar arasına girmiştir.

Ziyaretçiler muhteşem manzarasıyla karşılaştıkların da hemen telefonlarıyla eşsiz manzarayı ölümsüzleştirme yarışına girmektedirler. Yılda yüzbinlerce ziyaretçi akınına uğramaktadır. Kış şartlarında bile günde 500-800 ziyaretçi ağırlamaktadır. Çevre düzenlemesi ve sosyal tesislerin inşaatlarının bitmesiyle bu ziyaretçi sayısının günde 5 bine ulaşması bekleniyor.

Ayrıca Gümüşhane-Trabzon karayolu üzerinden de Torul Cam Seyir terası görülmektedir

Satala (Sadak) Antik Kenti

 Kelkit Sadak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezine 28 km, il merkezine 99 km mesafededir. Arkeolojik Sit Alanı olan antik kente, Erzincan ana tur güzergâhı üzerinden sola ayrılan kavşakla yaklaşıkk 10 km gidildikten sonra ulaşılır.

Ulaşım: İlçe merkezine 28 km, il merkezine 99 km mesafededir. Erzincan ana tur güzergâhı üzerinden sola ayrılan kavşakla yaklaşıkk 10 km gidildikten sonra Antik Kente ulaşılır.

Limni Gölü

Limni Gölü: Şu güzel manzaraya bakıp da hayran olmamak elde değil, sizce de öyle değil mi. Memleketimiz her karışı değerli olmasının nedenlerini bunlara bağlayabilirsiniz.

Boyunyurt Yaylası – Kürtün

Boyunyurt Yaylası: Bilindiği üzere Karadeniz Bölgesi denilince herkesin aklına hemen yeşillik ve huzur gelir. Bunları görmek içinde yayalara gitmek gerekir. Gümüşhane ilimizde bulunan Boyunyurt Yaylası’da yeşillik ve huzur için bulunmaz bir yerdir. Buraya sevdiklerinizle gelip harika zaman yaşayabilirsiniz. Ayrıca yaz aylarında burada çeşitli etkinliklerde yapılmaktadır.

Santa Harabeleri

Santa Harabeleri: 17. yüzyılda Rumlar tarafından kurulan dini, ticari ve kültürel önem taşıyan yerleşimin, Rum çetelerinin sığınağı olarak kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde ‘Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı olan Santa, Binatlı, Terzili, Zurnacili, Piştovlu, İşhanlı, Çinganli, Çakallı olmak üzere yedi mahalle, üçyüzü aşkın evden oluşmaktadır. Kentte her mahallesi tümüyle taştan inşa edilen tek katlı konutlar, her mahallede en az bir kilise, her sokakta da bir çeşme mevcuttur. Doğal konumu itibariyle yayla

özelliği taşıyan yerleşim tarihi ve kültürel varlıklarıyla çok zengindir.

Ulaşım: İl Merkezine 72 km mesafededir. Ana tur güzergâhından merkez ilçe Arzular Beldesi istikametinde Yayladere Köy yolunu takip ederek Kosdan Dağı geçildikten sonra Taş Köprü Yaylası’na, oradan da Santa’ya ulaşılır.

Krom Vadisi

Krom Vadisi: Eski çağlardan beri önemli bir geçiş bölgesi üzerinde konuşlanmış olması ve İmera, İstavrit gibi dönemin önemli merkezlerinin arasında kalması, Krom Vadisi’ni sürekli bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Krom Vadisi’nin maden kaynakları bakımından da zengin olması nedeniyle yüzyıllar önce binlerce kişiye ev sahipliği yaptığı rivayet edilir.

Tohumoğlu Köprüsü

Tohumoğlu Köprüsü: Gümüşhane köprüleri, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi yapımıdır. Tarihi İpek Yolu güzergâhı üzerinde konumlanan, bol akarsu ile dere yataklarının mevcut olduğu Gümüşhane’de, maziyi günümüze bağlayan köprülere çok sıklıkta rastlarız. Konumları ve mimarisi ile birbirinden farklı özellikler içeren köprüler yüzyıllardır insanlara yaya ya da araç ulaşımı amacıyla hizmet vermektedir. Özgün mimarisi; kemer kısmı düzgün yontu taştan, diğer kısımları moloz taş işçiliği ile korkuluklu ya da korkuluksuz, yuvarlak ya da sivri kemerli olmak üzere bir, iki veya üç gözlü olarak inşa edilmiştir. Gümüşhane’de 41 adet tarihi köprü mevcuttur.

Kov Kalesi

Kov Kalesi: Gümüşhane’de 657 yılında 130 metre  yükseklikteki  bir ana kaya parçası üzerinde inşa edilen kov kalesi keşfedilmeyi bekliyor. Kale, Merkez İlçe Esenyurt (Kov) Köyü sınırları içerisindedir. İl merkezine 21 km mesafede Gümüşhane – Erzincan Devlet Karayolu üzerinde,Dağteke Köyü istikametinde, kaleye 6 km’lik stabilize yolla ulaşılır. Aynı zamanda bu yörede antik bir kentin bulunduğu da sanılmaktadır. Kale ve civarı ‘Arkeolojik Sit Alanı’dır. Kov Kalesi, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin halen ayakta duran en görkemli kalesidir.

Gümüşhane konakları; ihtişamlı görünümleri ve tarihe ışık tutan mimarileriyle geçmiş ve şimdi arasında birer köprü gibidir.  Türk konut mimarisinin bir parçası olan Gümüşhane Konakları’nın mimarisinde, doğal şartların olduğu kadar inanç, örf, adet, gelenek, kültür gibi sosyal şartların da etkileri görülür. Bu özellikleriyle, bir devrin yaşam felsefesini kulaklarımıza fısıldarlar. Kültür ve sanat hayatımızın canlı birer şahidi gibidirler. Tarih kokan konaklar, mimari üslubu, yapı malzemeleri, çatısı ve bahçeleriyle geçmişin zarif edasını günümüze taşırlar.

Gümüşhane Konakları

Gümüşhane konakları; geniş bahçe içerisinde üç katlı olarak inşa edilmiş olup dış cephesi coğrafi şartlara, içi ise insana göre şekillendirilmiştir. Yapı malzemesi olarak yöreye has taş ve ahşap malzemeler kullanılmıştır. Bütün unsurlarıyla tarih kokan bu konaklardan bazıları zamana karşı direnen yorgun birer savaşçı gibi günümüze kadar ulaşabilmiştir.               

Bir bahçe içinde, elma ve dut ağaçlarıyla kol kola duran konaklar, hatıllı taş duvarlarla başlayan zemin katların üstüne ahşap, karkas arasına kerpiç dolgulu cephelerle yükselir. Genellikle iki kanatlı kapısı olan konakların, aile genişledikçe rahat bir şekilde kullanılması maksadıyla bir diğer giriş de yapılmıştır.  Mutfak, kiler ve kışlık odaların bulunduğu zemin kattan ahşap merdivenlerle birinci kata çıkılır. Geniş bir sofaya bakan odaların bulunduğu birinci kat genellikle dışa doğru çıkma biçiminde olup bol pencerelidir. Ev işlerinin yapıldığı, yemek yenilen ve oturulan yer olan sofalar, odalar arasındaki bağlantıyı sağlayan mekânlardır.  Geleneksel unsurlarla donatılmış olan odalar süsleme bakımından estetik zevkin en güzel örnekleridir. Genellikle bir veya iki odanın bulunduğu çatı katları iki yana eğimli dik beşik çatı tarzındadır.

 Konakların içerisi, geleneksel ahşap süslemelerle, dış cephelerde bitkisel ve geometriksel karakterli süslemelerin yanı sıra kapı tokmağı, anahtar deliği çerçevesi gibi madeni süslemelerle geçmişten günümüze, günümüzden geleceğe birer köprü gibidir.

İnsan- mekân ilişkisinin en somut örnekleri bu konaklarda görülür.  Mimari çizgilerin kıvrımları, kullanılan renkler, derinlik ve yükseklik gibi özellikleriyle içinde bir ruh barındırdığı ve bu ruhu ayakta durduğu müddetçe içinden gelip geçenlere yansıttığı düşünülebilir. Geleneksel aile hayatının özelliklerini mimari yapısıyla aksettiren Gümüşhane Konakları; vefanın ve şefkatin taşa ve ahşaba nasıl aksedebildiğini gösterir.

Bu konaklarda huzur, baktığınız yerden görünür. Duvarlarındaki her taş bir medeniyetin parçası, tahtalarındaki her çivi bir hatıranın izlerini taşır. İçine girdiğinizde kömür ateşinde pişmiş kahvenin kokusunu duyarsınız.  Ahşap merdivenlerinde telaşla koşan bir çocuğun ayak sesleri yahut yaşlı misafirlerinin ağır ağır çıkışına şahit olursunuz. Sofadaki sedirde oturan bir nineyi görür, torununa anlattığı hikâyelere kulak misafiri olursunuz. Pencerelerinden uzak elma bahçelerine bakar, dalına salıncak kurmuş çocukların cıvıltılarını duyarsınız. Pencere aralarından süzülen rüzgârı hisseder uzaklarda söylenen “dut dibine yaslanırlar” türküsünü dinlersiniz. Akşamları yanan soba, üzerindeki bakır ibrikleri kaynatırken sizin içiniz ısınır. Konaklarda geçen akşamların her anına gaz lambası tanıklık eder.

Gümüşhane'de kültür varlığı olarak tescilli 59 konağın bugünden geleceğe taşınmak maksadıyla restore edilip turizme kazandırılma çalışmaları devam etmektedir.  Balyemez, Özdenoğlu, Hasan Fehmi Ataç ve Zeki Kadirbeyoğlu konakları, bu amaçla restore edilen konaklardan sadece birkaçı.

Karaca Mağarası

Adını, bulunduğu köyün mahallesinden alan Karaca Mağarası, doğanın milyonlarca yıl uğraş vererek ortaya çıkardığı bir şaheserdir. Sabırla nakşedilen, her noktasına aynı özenin gösterildiği muhteşem bir yapıttır. Mağara, daha ilk andan itibaren ziyaretçilerini büyüler. Attığınız ilk adımda bilinmezi keşfetmenin verdiği heyecanı duyarak ilerlersiniz. İç içe geçen sayısız oluşumda ışık ve gölgenin ortaya çıkardığı eşsiz şekiller, sizi gerçek dünyadan alır ve bir hayal dünyasına taşır. Burada taşlar adeta kuş olur, heykel olur, ebru olur.  Mağara hayal dünyanızda ete kemiğe bürünüp bambaşka bir dünya olur. Karaca’da insan doğanın hükümdarı değil, onun mütevazı bir parçasıdır.

Dolomitik kireçtaşları içerisinde gelişen karstik oluşumlarıyla ön plana çıkan Karaca Karstik Mağarası, önceleri yöre halkı tarafından bilinmesine ve bulunuşuyla ilgili farklı efsanelerin anlatılmasına rağmen, bilimsel anlamda ilk kez  Karaca Mahallesinde Jeoloji Mühendisi Şükrü Eroz'ün 1990 yılında yapmış olduğu çalışmalar ile adını duyurmuş, 1996 yılında fiili olarak turizme açılmıştır.

Karaca Mağarası, Gümüşhane'nin Torul İlçesine bağlı Cebeli köyü sınırları içerisinde bulunan Karaca Mahallesinin hemen güneybatısında yer alır. Şehir merkezine 17 kilometre mesafede, denizden 1550 metre yüksekliktedir.

Gümüşhane-Trabzon karayolunun 12. kilometresinden kuzeye ayrılan, 4 kilometrelik yolu takip ederek mağaraya ulaşılır.  Mağaranın bulunduğu mevkide ziyaretçilerin yeme, içme, dinlenme ve hediyelik eşya satın  alma gibi ihtiyaçlarını karşılayacakları tesisler mevcuttur.

Her damla bir usta olmuş, bir çekiç vurmuş ve bir harç eklemiştir bu olağanüstü yapıya. Bu usta; sarkıtlar, dikitler sütunlar, damlataşı havuzları, perde damlataşları, mağara iğneleri, mağara gülleri, mağara incileri, mağara çiçekleri, org desenli duvarlar, bayrak şekilleri, filkulakları, traverten basamakları, traverten havuzları oluşturmuş ve oluşturmaya devam etmektedir. Mağara içerisinde beyazdan laciverte çeşitli renklerdeki travertenlerin varlığı ise travertenleri oluşturan suyun içerisindeki demir ve magnezyum gibi erimiş mineral maddelerin çok yoğun olduğunu göstermektedir. Karaca Mağarası kuru bir mağaradır. Ancak tavan ve duvarlardan sızan sular mağara tabanında gölcükler oluşturmuştur. Özellikle mağaranın son kesimlerindeki bu gölcüklerin derinliği 1 metreyi bulmaktadır. Oluşum halen devam etmekte olup, 1 cm'lik dikit ve sarkıt tam 12 yılda oluşmaktadır. Mağaranın yaşı yaklaşık 15 milyon yıl olarak tahmin edilmektedir. Renk ve motif çeşitliliği açısından dünyada eşine az rastlanan mağara türüdür.

Mağaranın girişi bir insan boyu yüksekliğinde başlayıp içeriye doğru gidildikçe bir huni şekilde genişlemektedir. Uzunluğu giriş noktasından en uç noktaya 150 metre, ortalama tavan yüksekliği ise

görsel güzelliğinin yanında bir başka özelliği daha var. Astım hastaları için buraya yapılan gezi 18 metre olan mağaranın toplam iç alanı yaklaşık 1500 metrekaredir.

Mağaranın bir kür niteliği taşır. Çünkü 12-17 derece ortalama ısısı, %70 civarı mutlak nem oranı, polen ve tozlardan arınmış yüksek oksijenli havasıyla hastaların çok daha kolay nefes almalarına olanak sağlar. Bu yüzden kronikleşmemiş astım hastalarına iyi gelmektedir. Mağara temiz ve polensiz havasıyla hiçbir hastalığı olmayan ziyaretçilere dahi sağlıklı bir nefes olanağı ve dinçlik sağlamaktadır. Ayrıca mağara havası yaz aylarında  dışarıya göre daha serin, kış aylarında ise nispeten daha sıcaktır. Bu özellikleri ile mağara, küçük bir mikroklima alanı olarak düşünülmektedir.

Evliya Çelebi bu mağarayı görseydi Seyahatname’sinde Karaca için özel bir yer ayırır ve burayı uzun uzun anlatırdı. Siz onlardan daha şanslısınız. Çünkü Karaca Mağarası artık biliniyor ve güzelliklerini paylaşmak için sizleri bekliyor. Gümüşhane’ye geldiğinizde, Karaca Mağarasını muhakkak görün ve 15 milyon yıl boyunca ince ince işlenerek ortaya çıkan bu emsalsiz sanat eseriyle tanışın.

Kürün Barajı

Kürtün Barajı: Kürtün Baraj gölünün etrafında bulunan kamelyalarda gelenler dileği gibi hem piknik yapabilmekte hem de baraj gölünü izleyebilmektedir. Kürtün Baraj gölünde alabalık üretimi çiftliği bulunmaktadır. Ayrıca gölden olta ile tatlı su balığı da tutulabilmektedir. Baraj çevresinde gelenlerin yemek yiyebileceği ve dinlenebileceği şimdilik bir tane olan alabalık tesisi, yılın her dönemi hizmet vermektedir.

Zigana Kayak Merkezi

Zigana Kayak Merkezi: Gümüşhane’ye bağlı Zigana kayak merkezi 2000 ile 2500 metre arasında kurulmuş ve geniş pistlere sahip mekandır. 2032 rakımlı bir yayla olarak söyleyebileceğimiz Zigana bu seçenekleri ile birlikte birçok tatilci ve sporcular için tercih yeri olarak gösterilebilir. Genellikle burada kar kendini Kasım ayı ile başlar Nisan ayına kadar sürebilmektedir. Etrafı orman ile çevrelenmiş olan Zigana dağı eteklerinden bu kayak merkezi her yıl hatrı sayılı bir ziyaretçi çekebilmektedir. Zigana Gümüşhane’ye yaklaşık olarak 64 km olarak bilinmektedir.

İmera Manastırı

İmera Manastırı: Arkeolojik Sit Alanı olan yerleşime ikisu Köyü, Karaca Mağarası yol ayrımından Yağlıdere Köyü istikametinden ulaşılır. Manastır, günümüze ulaşabilmiş en sağlam yapıtlardandır. Yapının yazıtında 1350 tarihinde yapıldığı yazmaktadır. Manastır, köyün üst sırtındaki geniş bir alana yapılmıştır. Dikdörtgen planlı yapının, şapeli ve bazı yapıları günümüze sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Çevresi duvarlarla çevrili bulunan manastır birçok kez onarım geçirmiştir. Manastırın yakın çevresinde rahiplerin kaldığı konut yapıları mevcuttur. İmera Manastırı’nın

faaliyette olduğu dönemde, önemli bir dini merkez olduğu bilinmektedir.

Ulaşım: Merkez ilçe Olucak Köyü sınırları içerisinde olup, il merkezine 38 km mesafededir.

Süleymaniye Mahallesi

Tarihi İpek Yolu üzerinde, gümüş renkli yamaçlara yaslanan Süleymaniye; Gümüşhane’ nin en eski yerleşim yeridir. Bu antik kent; Türklerin, Ermenilerin ve Rumların uzunca bir süre birlikte yaşadıkları bir sevgi, hoşgörü ve barış yerleşimidir. Kanuni Sultan Süleyman’ dan yadigar bir doğal ve kentsel bir sit alanıdır. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde1520-1566 yılları arasında  “Canca”  ; Kurtuluş Savaşı’ na kadar  “Gümüşhane” ve daha sonra Süleymaniye Mahallesi olarak anılan bu yerleşim yeri günümüzde halk arasında Eski Gümüşhane olarak da adlandırılır.  Süleymaniye, şehir merkezine 4 km mesafede, şehrin güneybatı yamacında yer alır.

 Asurlar, Urartular, Medler, Pers Krallığı, Makedonlar, Pontus Krallığı, Roma İmparatorluğu, Emeviler, Selçuklular ve son olarak Osmanlı İmparatorluğu gibi tarihe yön veren birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Fatih Sultan Mehmet’ in Trabzon-Potnus Rum Devleti’nin varlığına son vermesiyle 1461 yılında Türklerin hakimiyetine, geçmiştir.

 1915 yılında Ermeni Tehciri ve 1924 yılında Lozan Antlaşması sonucu yaşanan mübadeleyle Rum dostlarını kaybetmek durumunda kalmıştır. Böylesi zengin bir maziye sahip Süleymaniye, birçok tarihsel anıtı da bağrında saklamış ve günümüze taşımıştır.

Örümcek Ormanları

1998 yılında koruma alanı ilan edilen Örümcek Ormanları 2630 dekarlık bir alanı kaplıyor. Kürtün’e 17 km uzaklıkta olan bu alanda Avrupa ve Kafkaslar’ın en boylu ve çaplı ladin ve göknarları bulunuyor. Ortalama 417 yaşına varan ağaçlar 4 asra şahitlik etmenin verdiği gururla dimdik yükseliyor.Doğal kaynak değerleri yüksek ağaçların belirlenmesi, benzerleri ile karşılaştırılması ve bu tür ormanların kendilerini yenileyebilmesi, güçlerinin dış etmenler ile bozulmamasına bağlı. Bu nedenle benzersiz ve olağan üstü doğal güzelliğe  sahip olduğu bilimsel verilerle kanıtlanan bu alan, Tabiatı Koruma Alanı statüsü ile yasal koruma altına alınmış. Kendi türünün sınırları içinde eşine ender rastlanır ladin ve göknar ağaçlarından dörder adedi Tabiat Anıtı olarak tescillenmiş.

 Doğu Ladinleri, Doğu Karadeniz Göknarları, Doğu Kayınları, Sakallı Kızılağaçlar ve Adi porsuklarla bezeli ormanın 263 hektarlık bölümü korumaya değer görülmüş.

 Labirenti andıran patikaları, göğe tırmanan ağaçları, hırçın yamaçları, dereri ve şelaleleriyle Gümüşhane’nin yeşil büyüsü olan Örümcek Ormanları ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim kazandırmak için üzerine kurulacak ahşap köprüyü bekliyor.

Canca Kalesi

Gümüş şehirde, gümüş şehrinde; tarih, masal, hikâye, geçim hep gümüş üzerine kurulmuş, savaşlar, kaleler, haddehaneler, darphaneler hep gümüş için yapılmıştır.

Şehrin tarihiyle bütünleşen efsaneleri dahi, bu durumu özetler gibidir. Her ne kadar kalemizin hikayesindeki Gümüş şehrin değerli madeni olmasa da babasının en değerli varlığıymış.

Yörede herkesçe bilinen efsanevi hikayeye göre; Canca Kal'ası komutanı, Gümüş Dağ'da gümüş bir sarayda otururmuş. Bu komutanın bir tek kızı varmış, dünya güzeli imiş. Güldükçe güller açılır, ağladıkça gümüşler saçılırmış. Adı da zaten "Gümüş Kız" imiş. Gümüş kız her gün gümüş nalınlar giyer, gümüş testisini eline alır, Gümüş Dağdan iner, gümüş tasla, gümüş testisine su doldurur, dönermiş. Bu gidiş gelişlerde, ter bıyık bir çobana âşık olmuş. Oysa babası onu, kendi komutanlarından birine verecekmiş. Öyle ya, koca komutan, bir çobana dünya güzeli kızını nasıl versin? Eller ne der sonra! Vermemiş. Kız deli-divane dağlara vurmuş kendini. Babası ne dediyse, ne ettiyse yola getirememiş kızını, ona "he" dedirtememiş. Ne yapayım, ne edeyim, derken tutmuş bir yerde kızına gümüşten bir saray yaptırmış, yüreğine taş basarak dünya güzeli kızını bu saraya hapsetmiş. Derler ki bugünkü Musalla Deresi, bu Gümüş Kız'ın gözyaşlarıymış. Gümüşhane adı da oradan kalmış.

Gümüşhane için anlatılan bir başka efsane daha vardır. Bu efsaneye göre de Canca Kalesinin eteklerinde bir mahallede oturan yedi yakışıklı delikanlı yedi kırata biner, şehirdeki işlerine gider gelirlermiş. Bu gidiş gelişlerinde şehrin kızları, pencerelere dökülür, kafes arkalarından bu güzel delikanlıları seyrederlermiş. Onun için bu delikanlıların oturduğu mahalleye Güzeller Mahallesi derlermiş. Güzeller Mahallesi isminin, işte bu efsaneden kaynaklandığı söylenir.

Geçmişten günümüze efsanelerde varlığını sürdüren, Evliya Çelebi’nin ünlü eseri Seyahatname’de de yerini bulan Canca Kalesi, Vank Köyü (Süleymaniye Mahallesi) yakınında, Kale Deresi denilen vadiye hakim bir dağın üzerinde bulunmaktadır. Kalenin ne zaman yapıldığı konusunda kaynaklarda yeterli bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bununla birlikte yörenin Hitit, Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun bir yerleşime sahip olduğu bilinmektedir.

1530 metre yükseklikte olan Kale, ana kaya üzerine nispeten yuvarlak planlı olarak moloz taşlarla yapılmıştır.Kaleden ziyade gözetleme kulesi niteliğindedir.Kule içerisinde bir su sarnıcı yer almaktadır.Doğu-Batı uzunluğu 12 metredir.Ayrıca yüksek duvarlar ile takviye edilmiştir.

Kale, doğu-batı yönünde art arda üç bölümden meydana gelmiştir. Kaleyi çeviren duvarlar kesme ve moloz taşların oluşturduğu 1.50 m. kalınlığında burçlarla takviyeli duvarlar ile çevrelenmiştir. Kale girişi batıdaki bir kapıdan sağlanmaktadır. Buradan küçük bir avluya geçilmektedir. Bu avludan da kalenin doğu bölümüne ulaşılan ikinci bir kapı daha bulunmaktadır.

 Kalenin içerisinde kare planlı 4.10x4.10 m. ölçüsünde bir sarnıç ile karşılaşılmaktadır. Günümüze kadar gelebilen sarnıcın içerisi ve dışarısı tamamen sıvalıdır. Yalnız üst örüsünün bazı bölümleri yıkılmıştır. Kalenin içerisinde bir şapel bulunmaktadır. Kuzeydeki kayaların kısmen oyulmasıyla meydana getirilen şapelin sağlam kalabilen duvarlarında İncil’den alınma sahnelerin tasvir edildiği fresk izleri görülmektedir. Ayrıca burada Hıristiyan azizlerinin resimleri de bulunmaktadır.

Şiran Tomara Şelalesi

Gümüşhane'nin Şiran İlçesi'ne bağlı Seydibaba Köyü sınırları içerisinde bulunan Tomara Şelalesi Şiran İlçesi'ne 25 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır.Şelale ve çevresinin zengin flora ile oluşturduğu uyumlu peyzajı görülmeye değer güzelliktedir. Dar ve derin bir vadinin içinden akmaya devam eden Tomara şelalesinde kış aylarında oldukça yoğun su akışı olmakla birlikte kurak geçen yaz aylarında kısmen azalır ancak suyu tamamen kesilmemektedir. Şelalenin çevresi dik yamaçlardan oluşmasına karşın çevre halkı tarafından piknik alanı olarak da kullanılmaktadır.    Şelale etrafına öncül tesisler yapılmış olup, yolu iyileştirilmiştir. Şelalenin kaynağına, tesislerin girişindeki otoparktan sonra yapımı halen devam eden kesme taşlı yürüyüş yolundan yaklaşık 10 dakika yürüyerek çıkılabilmektedir. Şelale için giriş ücreti alınmamakla birlikte oto parkı ücretlidir. Tomara Şelalesinin girişinde özel şahsa 49 yıllığına kiralanan, gelen ziyaretçilerin taze alabalık yiyebileceği 2011’de hizmete başlayan bir tesis bulunmaktadır.

Bölgede ayrıca her yıl, ilki 2009 da düzenlenen "Şiran Tomara Şelalesi Kültür ve Turizm festivali" düzenlenmektedir. Bu şenliklerde halk oyunları, Bayraktepe yürüyüşü, kros ve bisiklet yarışmaları, konser, müzik ve eğlence programları gibi faaliyetler yer almaktadır.

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2019, 12:59

Salih ZENGİN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER
sanalbasin.com üyesidir